Mizah etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Mizah etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2.10.2020

Hiçbir Şey Üzerine

Sayfamdaki iki yazı taslak olarak kalmış, nedense bitirmemişim. Biri korona hakkında. Okuyunca fena değil gibi geldi ama pek güncel değil artık. Birkaç espri birkaç mesaj. Aydın(!) ukalalığı falan.
Üzerinden çok şey geçmiş, birçok şey değişmiş. Bir kere her "covid"liyi hasta saymıyoruz artık. Hem Sayın Bakan'a bakarsak tünelin ucunu da görmüşüz!!!
Bu arada her yer açık, sadece okullar kapalı. Özel okullar, dershaneler hatta destekleme kursları bile açık ama okullar kapalı. Uzaktan ders yapıyoruz. Uzaktan dersleri de dershane saatlerine göre ayarlıyoruz ki öğrenci derse girebilsin.

19.03.2020

Dalkavukluğun Tarifesi

Dalkavuk
"Demokrasisi kıt olan memleketin dalkavuğu çok olurmuş." Bu söz daha önce söylenmediyse tarihe not düşüyorum, söz benimdir:)
Hemen klavyenize sarılmayın, siyasi mesajlar vermeye niyetim yok. Zaten birazdan yazıyı birkaç tatlı anekdota bağlayıp kaçacağım.
Hemen her toplum ve devirde görülebilen bu tipler, kabul edelim ki demokrasinin pek uğramadığı Doğu toplumlarında daha çok görülüyor.
Birinci Dünya Savaşı'nda 4.Ordu Komutanı Cemal Paşa'nın emir subayı olarak Kudüs ve Suriye'de bulunan ünlü yazar Falih Rıfkı Atay, o dönem yaşadıklarını ve gözlemlerini Zeytindağı adlı kitabında anlatır. İşte o kitaptan bir bölüm:

2.10.2019

Bir Tiryakinin Hezeyanları

Son zamanlarda sigaraya üst üste gelen zamlar biz tiryakileri zora soktu. Buna rağmen havalara girmedik de değil tabii. Malum, sigaraya verdiğimiz yüksek vergilerle devletin tüm yükünü omuzlarımızda hissediyoruz.
Sorumluluk büyük olunca bırakmak da zor oluyor tabii.

Araştırmacı bir yazar olarak bu sigara belasını memlekete kimlerin soktuğunu bulmayı da kendime görev bilmiş, bulunmaktayım.
(Alkış kıyamet...)
Ne faydası olacak bilmiyorum ama olsun.
Evet, sıkı durun her şey bir İngiliz oyunuymuş. 

13.06.2019

Sınav Duası


 
12 TM
Hafta sonu sınav var.
Dile kolay 2,5 milyon öğrenci daha güzel bir gelecek için ter dökecek.

Bu aralar adı "YKS" olan bu iki basamaklı sınav sistemini sık sık eleştirsek de onları sınava hazırlamak için elimizden geleni yaptık.
Öğrencilerim adına ben de heyecanlıyım. Özellikle bu yıl haftanın 8 saati beni dinlemek zorunda kalan 12 TM sınıfı için.
TM sınıflarının biz edebiyatçılar için yeri her zaman ayrıdır.
Hepinizi çok seviyorum.
Her şey gönlünüzce olsun deyip duama geçiyorum :)

24.05.2019

Gündeme Dair Bir Fıkra

İstanbul Seçimlerinin İptaline Dairdir.

Hoca'nın kadılığı esnasında birisi gelip: 
"Efendi! Kırda sığır yayılırken bir alaca inek, galiba sizin olmalı, bizim ineği karnından kakıp öldürmüş. Buna ne lazım gelir? deyince Hoca:
— Bunda sahibinin ne kabahati var? Hayvandan kan davası edilmez a!.." demiş. 
Bu sefer herif: "Ben yanlış söyledim. Benim inek sizinkini öldürmüş." deyince Hoca:
"Ha!.. O vakit mesele çatallaştı. Bana, şu raftaki kara kaplı kitabı indiriverin, bakayım!" demiş.
Şimdi bu fıkradan yola çıkıp ülkemizi bir süredir meşgul eden siyasi gündeme dair tespitler yapardım ama serde memurluk var yapamam. Onu da siz yapın artık.

Gelmişken bunları da okuyun

Kimim Ben?

2.03.2019

Memleket Meselesi

"Memleket Nere?"  
Bu sorudan hiç hazzetmiyorum, buradan da ilan ediyorum.
İnsan yeni tanıştığı birine neden memleketini sorar ki?
Etiketlemeye pek meraklı olanlarımızın değişmeyen ilk sorusu, memleket nere?
Mecbur cevaplanıyor tabii, ayıp olmasın diye. Ne güzel, deyip geçerse ne âlâ. Ama bir de cevabı beğenmeyenler var.
- Hocam memleket neresiydi?
- İzmit
- İzmit’in yerlisi mi var, hocam? Esas memleket nere?
Hadi bakalım, gel de anlat!
-Aslında şöyle, ben doğma büyüme İzmitliyim.
- Hocam, siz de Karadenizli tipi var. Bizim yukarı mahallede Çakırlar var, Trabzonlu. Bir akrabalık yok değil mi?
- Yok, babam Eskişehir, Sivrihisarlı
Ya sabır, mübarek nüfus memuru sanki.

3.02.2007

Ünlü Olmak

Bende içten içe bir ünlü olma dürtüsü var.
Dürtüp duruyor beni.
Allah sonumu hayreylesin.
Akşamki maç o kadar sıkıcıydı ki maçı izlerken ünlü bir futbolcu olduğumu hayal edip ekranı renklendireyim dedim.
Memur adamın hayali bile bir garip.
Kaçırdığım gollerin hattı hesabı yok.
Hayal senin hayalin kardeşim atsana golleri.
Foto muhabirlerine poz vermekten top oynayamadım.

15.08.2006

İt İte İt de Kuyruğuna

Veciz lafları pek bir severim. Tonlarca laf etsen bu lafların bıraktığı etkiyi yakalayamazsın.
Özelikle evlerde çocuklara hitaben kullanılanlara bayılıyorum.
Alın size birkaç örnek:

Yan gel Osman
Dört dönüm bostan!


Genelde lafın önüne bir "ohh" ünlemi getirilerek kullanılır. En azından babam öyle kullanırdı. Kafiyeli olması hasebiyle kulağa hoş gelen etkili bir laftır. Üniversiteyi kazanamayıp evde yatan erkek çocuklar için kullanılır.

Akşam yatmasını bilmezsiniz
Sabah kalkmasını bilmezsiniz!

14.07.2006

Yaz Tatili

"Tatile de gidemedik ne olacak bizim halimiz" diye kara kara düşünmeyiniz.
Vicdani Yurdakuler olarak yaz boyunca yazılarıma devam edeceğim.
Endişeye mahal yok.
Tüm hazırlıklarım tamam.
Yaz boyunca devam edecek olan yazı dizimin adı bile hazır:
"Kızgın Kumlardan Serin Sulara Atlar Gibi Yapmak"
İlham perisini peşimden koşturacak birbirinden etkileyici şortlarımı da aldım.
Şu an çiçeklisi üzerimde.
Her konu için ayrı desen ve renklerde şortlar seçtim.
Şıpıdık terliklerim bile var.
— Ciddiyet yazar olmanın doğal bir sonucudur. Çiçek desenli şortla yazdığın yazıları kim takar Vicdani Bey?
Yazar dediğin çiçekli şort giyse de eeee giyse de
— Ne?
— Giyer giyer size ne yahu.
Yazar dediğin yaz-kış demez yazar.
Ben zaten oldum olası bu yaz mevsimini hiç sevemedim.
Ne o öyle vıcık vıcık.
Mevsim dediğin hazandır, olmadı nevbahardır.
Aslında benim hiçbir tatille aram iyi değil. Ben çalışırken dinlenen tiplerdenim.
— Hocam tatile gidecek param yok desene kimi kandırıyon?
— Ne alakası var canım kardeşim?
Meslek aşkı ile yanıyoruz herhalde.
Hele deniz, kum ve güneş gibi bir tatil anlayışım hayatta olamaz.
Bana verin beYAZ bir sayfa ben YAZımı YAZayım.
Hem ne demiş şair?


Yaz tatili
Paranın katili
Biraz serinlemeye
Kafamı dinlemeye
Giderim ben tatile
Elli bini, yüz bini
Bikinisi, bluzu
Pantolonu, mayosu
para kalmaz
Yaz tatili
Paranın katili

...

— O dediğin MFÖ'nün şarkısı hocam!

Ukalâ!

7.06.2006

Blog Toplantısı

- Daisy blooa el koyacak dioorlar.
- yok be
- valla kız Keşkül Hanım söölemiş.
- Bööle giderse olacağı o
- Yok yok bu adama bir haller oldu.
- Eskiden ne güzel yazılar yazardı, romantik romantik
- Çiçekli şort yaramadı buna ayol!
- haaa haaa haa
- Ayy şıpıdık terlikleriyle bütün gün şıpıdık şıpıdık dolaşmıyo mu
- Arkadaşlar! geliyooo

şıpıdık şıpıdık şıpıdık şıpıdık

- Şortunu sevsinler senin
- şiiiiiiiiişt

şıpıdık şıpıdık şıpıdık şıp

- Günaydın arkadaşlar
- Günaydın Hocam
- Gündem nedir Halime?
- Okuyorum Hocam.
- Konya'da dört ayaklı civciv doğmuş. Eeee yine Konya'da üniversite öğrencisi elini kız arkadaşının omzuna atınca haklarında soruşturma başlatılmış. 
- Ne kadar atmış Halime?
- Neyi Hocam?
- Elinin körünü.
- Elini diyorum Halime elini!
- Bilmiyorum Hocam.
- Haber ile ilgili resim var mı elimizde?
- Yok hocam.
- Hemen bulun. 
- O resmi görmem lazım.
- Sen devam et Halime.
- Memurlar enflasyon yükseldi diye zam istemiş. 
- Ooh ooh
- Bi de 
- Haluk Bilginer ile Aşkın Nur Yengi evlenmişler.
- Hıııııım... Bunlardan bir şey çıkmaz arkadaşlar. Bugünkü rakamlar nedir?
- Bugün itibariyle aldığımız toplam yorum 321, son yazıya alınan yorum da 17 Hocam!
- Eeh fena değil.
- Hocam son yazınızı yazalı neredeyse bir hafta oldu.
- Blogcunoktacom yeni yazınızı sorup duruyor.
- Evet yeni yazı. Aklımda onlarca konu var ama kafamı toparlayamıyorum. Şöyle sosyal mesajı kuvvetli ağır bir yazı planlıyorum. Eğitime dair mi yazsam? Yok o konuda çok yazdık.
Ne olacak bu memleketin hali kıvamında bir yazı da olabilir ama... Hııım hııım... Yoksa Dünya Kupası başlıyor o konuya mı değinsek. Şöööle nostaljik bir Dünya Kupası yazısı.
Bak şimdi aklıma geldi. Hiç unutmam sene 1986.
- Eyvaah yine başladı.
- Maradonalı Arjantin İngiltere'ye karşı oynuyor.

(Eski Yazılarımdan)

(blogcu.com.daki blog arkadaşlarım yellowdaisy ve Keşkül Hanıma selam olsun)

15.02.2006

Kimim Ben

Sabahın köründe uyandım yine.
Orta yaş alameti olabilir mi acaba?
Eyvah Hoca yine yaşıyla ilgili bir yazı yazmış. Kaçın lan kaçın!
Yok yok endişeye mahal yok.
hıııııım
Belki de var.
Çünkü ne yazacağımı ben de bilmiyorum.
Kısmet.
Tatil günü erken uyanmak aslında o kadar da kötü bir şey değil.
Şu, başı sonu aşikâr olan eski Türk filmlerin en güzellerini bu saatlerde veriyorlar.
Tavsiye ediyorum, kaçırmayın.

12.10.2005

850 Ha!

Biriyle muhabbet edecekseniz lafa giriş önemlidir.
Açık olmalısınız.
Hele ki muhatabınız benim gibi her daim "ne olacak bu memleketin hali" diye düşünen biriyse daha da açık.
Bir düğünün tam ortasında "Ulan takıyı da taktık bir de millet beni piste sürüklemeden kendi rızamla iki dakika oynarsam, bu iş bitti" diyordum ki; düğünden düğüne gördüğüm ve akrabalık bağımızı bir türlü çözemediğim bir ses: 

"Gençlerin işi çok zor Metinciğim." deyiverdi.
Pistte kendini oradan oraya atan gençleri kastettiğini sanarak
"Evet çok yorucu olmalı maşallah hiç oturmadılar" diyecektim ki
bir gariplik olduğunu sezerek susuverdim.
"Neden zor gençlerin işi" diye bir sor bakalım değil mi?
Yok!
En anlamış surat ifadesiyle anlamasam da garanti bir cümle kurdum.
— Evet gerçekten çok zor.
— Bizim zamanımızda böyle değildi.
İş sarpa sarıyordu.
Senin zamanında olmayan ne be kardeşim?
Adam bir de kurduğu her cümle sonunda mola vermiyor mu?
Kendimi pistte mi atsam ne yapsam?
— Zaman değişiyor.
— Değişiyor Metinciğim değişiyor. Günde 850 az değil! Dile kolay!
— 850 ha vay be!
— Sen hiç gördün mü?
— Eeeee...
Şimdi neyi desem hiç olmayacak.
Gördüm desem o da olmaz.
— Görmedim.
— Görmelisin Metinciğim müthiş bir şey.
— Televizyonda görmüş olabilirim ama!
Televizyondan olmaz, canlı görmelisin. Adamlar aşmış artık. Tamamen otomasyon.
— Tamamen ha!
Tamamen Metinciğim tamamen.
Aha da yine mola verdi.
Sigara yakacak herhalde.
Bu gelen halaya takılsam mı ki?
Ulan başka zaman zorla kaldırırlar şansa bak yaa!
Ne diyordum?
— Tamamen diyordun ağabey.
Evet evet. Tamamen bir sabır olayı.
— Sabır önemli tabii.
Gençlerimiz sabırsız ama bu işler sabır istiyor Metinciğim?
Ya sabır !

2005
(Eski Yazılardan)

7.10.2005

Mefûlü Mefâîlü Mefâîlü Feûlün

On yedi yıl bilfiil öğrencilik yapmış biri olarak itiraf etmeliyim ki çarpık eğitim anlayışımızın en çarpık örneklerinden biriyim.
— estağfurullah!
Yok yok öyleyim.
— Aha da ben demiştim size bu adamda bir şey var diye. Gördün mü bak çarpıkmış.
Efeniim ben Endüstri Meslek Lisesi Elektrik Bölümü mezunuyum.
Hemen hor görmeyelim lütfen.
Üniversiteyi kazanmaktan bile zordu, bu okullara girebilmek.
— Çüüüş!
Tamam birazcık mübalağa etmiş olabilirim ama zordu gerçekten.
O yıllarda bu okullar ortalamaya göre değil de merkezî sınavla öğrenci alıyordu.
Çarpıklık bununla kalsa neyse aynı bölümün bir de yükseğini okudum.
Yıldız Üniversitesi Kocaeli Meslek Yüksek Okulu.

Beh beh
Mezun olmayı başaranların tekniker ünvanını aldığı okul. (bakınız tekniker: Piyasada yüksek amele çeyrek mühendis muamelesi gören ara elaman.)
— İyi de bu kadar yıl elektrik okuyup niye edebiyat öğretmeni oldun? Hem ne alaka elektrikle edebiyat? 
İkisi de "e" ile başlıyor daha ne olsun.
Bu soruya sizi tatmin edecek bir cevabım yok.
Ama özellikle yüksekokul yıllarında elektrik devrelerine getirdiğim edebî yaklaşımlar başta hocaların olmak üzere herkesin dikkatini çekiyordu :)
Ben edebiyat okumalıydım. 
— Havanı sevsinler senin!
O yıllarda profesyonel olur muyum acaba ümidiyle futbol oynadığımı hatta Beden Eğitimi öğretmeni olmak için Uludağ Üniversitesinin sınavlarına girdiğimi de hesaba katarsam çarpıklık diz boyu ya neyse o taraflara pek girmeyeyim.
Benim edebiyat öğretmeni olmamdaki en büyük pay bugün bile saygı ile andığım(!) lisedeki edebiyat öğretmenime aittir.
Canım hocam benim! Sesi hâlâ kulaklarımda.
Sesi diyorum çünkü yüzünü pek görmezdik. Genelde derse gazetesi ile gelir. Konuşması gerektiği zaman bile o gazetenin arkasından konuşurdu: "Siz edebiyatı ne yapacaksınız, fabrikada işçi olacak adamın nesine edebiyat?" 
Anlayışını sevsinler senin.
Hülasa benim edebiyata meylim sadece bir meraktı.
Lisede edebiyat dersi görememiş bir öğrencinin bastıramadığı merakı.
Lisede edebiyat dersi görmüş olsaydım edebiyatı bu kadar merak etmeyecek iki yılın üzerine dört yıl daha üniversite okumayıp efendi efendi fabrikanın birinde tekniker tekniker çalışacaktım.
Şimdi uğraş dur.
Mefûlü mefâîlü mefâîlü feûlün
Hep beraber söylüyoruz.
Mefûlü ...
Şiişt kime diyorum.
Mefûlü mefâîlü mefâîlü feûlün.

2005

22.08.2005

Tekzip / Yezdan Nur Çakır Baban

"İt İte İt de Kuyruğuna" Yazıma Gelen Tekziptir. 
Aynen yayınlıyorum ama okumasanız da olur.

Küçük kardeşlere uzanan diller yarın ruz-ı mahşerde...

Ben bu itin kuyruğu oluyorum. ve bir it kuyruğu olarak benden bir önceki kardeşin ben küçük kardeşe bakış açısı "ohhh....artık, bakkala ekmek, gazete almaya gitmeye son...yılların acısını ondan çıkarmalıyım..." oluyo...("oluyor" Türkçeye hassasiyetiniz bağlamında...her ne kadar evlenip, iş güç sahibi olsam da, küçük kardeş konumum her zaman fırça yememe sebep teşkil edecektir.)
ne diyordum....heeh... küçük kardeşler bakkala göndermek için değildir!!! Şu hazin manzaraya bir bakın... sabahın erken saatleri...şehir gri bir sisin altında hapisken, hava parçalı bulutluluğun verdiği esintiyle küçücüüüüüük kardeşlerin yüzüne soğuk bir kırbaç gibi şaklar...yer yer kızaran yanaklarında uyku mahmurluğunun henüz yüzlerinden silemediği o masumanelik... çocuk rüyalarının sevecenliğiyle dolu kocaman gülücüklerini avuçlarının içinde sıkıca tuttukları ekmek, süt, gazete...zırt vırt paralarını kaybetme, düşürme korkusu aniden dağıtır. ve bakkalın önünde toplanır aynı makus kaderi paylaşanlar...o minicik, ufacık kardeşler....soğuktan titreyen ellerini bakkal amcaya uzatırken, birbirine vuran dişleri arasından zar zor şu sözcükler dökülür: Bir ekmek........
(hıçkırık, hıçkırık....)
tam bu esnada sıcak evin camından (daha önce gazozunu paylaşmamak için sotelere saklanıp içen) büyük kardeş sırıtarak bakmaktadır....
ah biz küçük kardeşler....
Hem bu kardeşin küçüklüğü de önemli... benden sonra bir kardeş daha yapılmadıysa günahım ne.... benim sabah kalkar kalkmaz bakkala gitme, her susayana su dağıtma...gibi acılarımı dindireceğim (yani tecrübelerimi paylaşacağım demek istiyorum) kimse de yok...
Ayrıca ebeveynler bu sözü söylemekle iğneden ipliğe haklıdır."it ite, it kuyruğuna" iş buyurduğu için ciddi performans sorunlarıyla karşılaşılabilmektedir vesselam... Hele büyük kardeşin bu lafı işitmesinden hemen sonra "aba altından sopa göstermesi" de küçük kardeşlerin psikolojisine olumsuz etki eder ki, bu konuya Freud daha önce değinmişti, geçelim.
Bu darb-ı mesellere bir tane daha eklemek gerekecek: Sen tilkiysen, ben kuyruğuyum.
Yine de seni seviyorum abicim......ehühühüh.....
(her şeye rağmen sevecen küçük kardeş)

2005 Yezdan NUR BABAN

BASIN BİLDİRİSİDİR


"Küçük kardeşlere uzanan diller yarın ruz-ı mahşerde"başlığı altında yorum yazan ve kardeşim olduğumu iddia eden şahısla yakından uzaktan bir ilişkim yoktur. Çok açıktır ki 'dil yanlışları' üzerine yapmakta olduğum onurlu mücadelemi sekteye uğratmak isteyen bazı dış mihraklar, kamu oyunu kullanarak beni yolumdan uzaklaştırmaya çalışıyorlar ama başaramayacaklar. Yıkılmadım, ayaktayım. (müzik girer)

Metin ÇAKIR

BEN DE SENİ ÇOK SEVİYORUM TEKNE KAZINTIM BENİM! BİR KASA GAZOZ ALSAM DA BU KONUYU KAPATSAK OLMAZ MI?

23.04.2005

Gariban ve Cahil Halk

Futbol üzerine konuşuluyordu ki dalgalı saçlı, burnu büyük adam konuşuverdi.
"Efendim şimdi bu gariban ve cahil halk maçlara gidince bağırmak istiyor."
Televizyon başındaki potansiyel gariban ve cahiller birbirimize bakakaldık.
Böyle fırsatları kaçırmayan kayınvalidem lafı gediğine koyuverdi:
- Bakma öyle saf saf sana söylüyor.
Onlar ve halk.
Gariban ve cahil halk.
Televizyon ekranlarında haftanın yedi günü bir muhabir çemberinin ortasından "çocuklar" diye söze başlarken gördüğümüz Türkiye eski güzeli, tenisçi, şarkıcı, aktris hanımefendinin eski eşi olan bu adam onu dinleme gafletinde bulunan insanların sosyal statülerini bir cümle ile şappadanak saptayıvermişti.
"Gariban ve cahil."
Bu noktada sosyal bir mesaj vermek lazım ama vermeyeceğim.
Hem ben niye üstüme alınayım canım.
Ben onlardanım.
Söylemesi ayıp benim televizyona çıkmışlığım var.
Oradan kurtarıyorum işi.
Bir kere de manken görmüştüm canlı olarak.
Adımız çıkar diye konuşmamıştık gerçi.
Ünlü olmak zor zanaat.
Sözlerime son verirken yazılarımı okuyan ve yorumlarıyla beni yalnız bırakmayan halkıma teşekkürlerimi sunuyorum.
Beni sizler yarattınız.
Halkım benim!
:)