Necip Fazıl ile Nazım Hikmet'in yolları ilk kez Bahriye Mektebinde kesişir. Necip Fazıl'dan birkaç yaş büyük olan Nazım Hikmet üst sınıftadır. Her iki öğrenci de daha o yıllarda geleceğin şairi olarak gösterilmektedir. Paris'ten henüz dönen Yahya Kemal Beyatlı da bu okulda öğretmenlik yapmaktadır. Gelin, tarih öğretmeni Yahya Kemal'i öğrencisi Necip Fazıl'dan dinleyelim:
“Tarih muallimi… Tarihi, şapır şupur bir istekle yenilen yemek gibi –zaten midesine düşkündü- ağzının iki yanından salyalar akıtıcı bir lezzet edası içinde ballandıra ballandıra anlatır. Fakat hiçbir seyir ve zaman ölçüsü takip etmez, her derste hangi bahis üzerinde kalındığını sorar ve o bahsi başından alıp aynı noktaya getirir ve bırakır. Ondan sonraki derste aynı sual:
— Nerede kalmıştık?..
— Fatih ayağını üzengiye atarken boru (zil) çalmıştı.
— Ha evet, devam edelim!..
Fakat, Fatih beyaz atına binemeyecek, ayağını tam üzengiye
— Fatih ayağını üzengiye atarken boru (zil) çalmıştı.
— Ha evet, devam edelim!..
Fakat, Fatih beyaz atına binemeyecek, ayağını tam üzengiye
![]() |
| Celile Hanım |
atıp sıçrayacağı sırada boru çalacak ve Yahya Kemal, fesinin üstüne heybetli selam kondurarak girdiği dershaneden kaçak bir selamla fırlayıp gidecektir. O, derslerini bitirince mektebin kayıkhane kısmında bekleyen bir çifte futaya atlar ve karşıya Büyükada’ya geçer. Nazım Hikmet’in annesi (Celile Hanım) Büyükada’da oturuyor ve halkın kemiksiz dili bu ya, Yahya Kemal ona sevdalı… Birkaç derse gelmedi. Mektepte bir uğultu:
— İntihara kalkışmış!..
Bekledik. Geldi. Beti benzi uçuk… Plan gereği ben ayağa kalktım.
— Ne istiyorsunuz?
— İntihara kalkışmış!..
Bekledik. Geldi. Beti benzi uçuk… Plan gereği ben ayağa kalktım.
— Ne istiyorsunuz?
— Müsaade ederseniz bir dilekte bulunacağım.
— Neymiş o dilek?
— Teessür beyanı…
— Ne teessürü beyefendi?
— İşittiğimize göre intihara teşebbüs etmişsiniz. Teessür beyan eder, sağlık dilerim.
Masasına çöktü, önüne kâğıt kalem aldı ve silk-i celil askerî (yüce askerlik mesleği) ile uyuşmaz hareketimden dolayı beni rapor etti.
— Neymiş o dilek?
— Teessür beyanı…
— Ne teessürü beyefendi?
— İşittiğimize göre intihara teşebbüs etmişsiniz. Teessür beyan eder, sağlık dilerim.
Masasına çöktü, önüne kâğıt kalem aldı ve silk-i celil askerî (yüce askerlik mesleği) ile uyuşmaz hareketimden dolayı beni rapor etti.
— İsminiz?
— Necip Fazıl…
— Nümeronuz kaj? (Numaraya numero der, bazı kelimelerde “ç” harfi yerine “j” diye söylerdi.
— 1054
— Kaj
— 1054
O gün Fatih Sultan Mehmet’in ata binmesine lüzum kalmadı. Hamdullah Suphi’nin anlatışıyla Türk şiirini ince ve titiz akışlarla gergefleyen şair sınıftan çıktı gitti." (Edebiyat Sandığı)
e-kitap İndir




Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Yorumlarınız bizim için değerli. Lütfen yazıyla ilgili görüşlerinizi bizimle paylaşınız.